İçeriğe geç
Mersin Basın

Gündeme sade, sakin ve anlaşılır bakış

Eğitim Gündemi

Sınıfta Neden Kimse Soru Sormaz? Sessizliğin Nedenleri

Ders bitiminde sorulan soru genelde havada kalır, ama aynı öğrenciler koridorda birbirine sorar. Sınıftaki sessizliğin nedenleri ve soru sorma alışkanlığını kuran pratik yollar.

Derya Akıncı 4 dk okuma

Bir dersin sonunda "sorusu olan var mı" denildiğinde çoğu sınıfta aynı manzara yaşanır: kimse elini kaldırmaz, birkaç saniye beklenir ve ders biter. Oysa aynı öğrenciler ders çıkışında koridorda birbirlerine anlamadıkları yerleri sorar. Demek ki soru yoktur denemez; soru vardır ama sınıfın içinde dile gelmez. Bu sessizliğin nedenleri çoğunlukla kişisel çekingenlikten ibaret değildir; ortamın kurulma biçimiyle, zamanlamayla ve soruların nasıl karşılandığıyla ilgilidir.

Sessizliğin Altındaki Asıl Sebepler

Öğrencilerin soru sormamasının birkaç tipik nedeni vardır. İlki, sorunun "aptalca" bulunacağı endişesidir; sınıf arkadaşlarının önünde anlamadığını ilan etmek, o yaşta ağır gelir. İkincisi, neyi anlamadığını tarif edememektir. Bir konu yeterince yeniyse öğrenci kafasının karıştığını hisseder ama karışıklığı cümleye dökemez. Üçüncüsü zaman baskısıdır: ders bitmek üzereyken sorulan soru, herkesi tutmak gibi hissettirir. Dördüncüsü ise geçmiş deneyimdir; bir kez geçiştirilmiş öğrenci uzun süre yeniden denemez.

"Anlamadığım Yer" Nasıl Tarif Edilir

Soru sormanın önündeki en somut engel, karışıklığı adlandıramamaktır. Bunun öğretilebilir bir yanı vardır. Öğrenciye anlamadığı yeri işaretlemesi için birkaç kalıp verildiğinde sorular hızla netleşir. "Şu adıma kadar takip ettim, sonrasını kaybettim", "Bu kural şu örnekte niye işlemiyor", "Bunun bir öncekinden farkı ne" gibi cümleler, belirsiz bir kafa karışıklığını yanıtlanabilir bir soruya çevirir. Bu kalıpları tahtaya bir kez yazıp bırakmak bile birçok sınıfta fark yaratır.

Zamanlama Soruyu Değiştirir

Ders sonunda sorulan soru ile konunun ortasında sorulan soru aynı ağırlıkta değildir. Anlaşılmayan yer geçildiği anda sorulmazsa, üzerine binen her yeni bilgi de boşluğa oturur ve öğrenci bir süre sonra nereden koptuğunu hatırlamaz. Bu yüzden dersin içine kısa duraklar koymak işe yarar. Bir bölüm bittiğinde otuz saniyelik bir ara verip "burada kalan bir şey var mı" diye sormak, sonda sorulan aynı sorudan çok daha fazla karşılık bulur. Duraklar aynı zamanda öğretenin de nabız tutmasını sağlar.

Soruyu Görünmez Kılan Yöntemler

Herkesin önünde konuşmak istemeyen öğrenciler için soruyu kişiden ayırmak etkili bir yoldur. Küçük kâğıtlara isimsiz soru yazdırmak, sınıfın kapısına bir soru kutusu koymak ya da defterin son sayfasını "sorular" için ayırıp ders sonunda toplamak bunun basit biçimleridir. Toplanan sorular bir sonraki derste kaynağı belirtilmeden cevaplandığında iki şey olur: soran öğrenci utanmadan cevabını alır, diğerleri de aynı yerde takılanın kendileri olmadığını görür. İkincisi çoğu zaman birincisinden bile değerlidir.

Sorunun Karşılanma Biçimi

Bir sınıfta soru sorulup sorulmayacağını belirleyen asıl şey, daha önce sorulan soruların nasıl karşılandığıdır. Kısa ve savuşturucu bir cevap, bir sonraki soruyu baştan engeller. Buna karşılık sorunun tekrar edilerek doğrulanması, "iyi ki sordun, bunu birçok kişi karıştırıyor" denmesi ya da sorunun cevabından önce sorunun kendisinin övülmesi ortamı gözle görülür biçimde açar. Öğretenin bilmediği bir şey sorulduğunda dürüstçe "bilmiyorum, bakıp geleceğim" demesi de aynı işi görür.

Evde Kurulan Alışkanlık

Sınıfta soru soran çocuk, çoğu zaman evde sorusu geçiştirilmemiş çocuktur. Ailelerin burada payı büyüktür ve iş, her soruya doğru cevap vermekten ibaret değildir. Çocuk bir şey sorduğunda hemen cevaplamak yerine "sen ne düşünüyorsun" diye geri sormak, birlikte bakmayı önermek ya da "bu iyi bir soru, cevabı uzun" deyip akşam yemeğine ertelemek soruyu değerli kılar. Sürekli hazır cevap alan çocuk soruyu bir düğmeye dönüştürür; birlikte aranan cevap ise merakı canlı tutar.

Ölçmek İçin Basit Bir Yol

Bir sınıfta soru kültürünün gelişip gelişmediğini anlamak için karmaşık ölçüye gerek yoktur. Birkaç hafta boyunca derste kaç farklı öğrencinin soru sorduğunu not almak yeter. Toplam soru sayısı değil, soran kişi çeşitliliği önemlidir; çünkü aynı iki öğrencinin sürekli sorması, sınıfın geri kalanının hâlâ sessiz olduğu anlamına gelir. Sayı yavaş yavaş artıyor ve yeni isimler ekleniyorsa, kurulan düzen çalışıyor demektir.

Soruyu Yazıya Dökmenin Faydası

Sözlü olarak soramayan öğrenciler için yazmak ara bir basamaktır. Anlamadığı yeri kendi cümleleriyle yazmaya çalışan öğrenci, çoğu zaman yazarken cevabın bir kısmını kendi bulur; bulamadığında ise elinde net ve sorulabilir bir cümle olur. Defterin kenarına konulan basit bir soru işareti bile işe yarar. Ders çalışırken bu işaretlerin toplandığı yerler, öğrencinin hangi konuda zayıf olduğunu deneme sınavlarından daha hızlı gösterir ve tekrar planını kendiliğinden şekillendirir.

Soru sormak, öğrenmenin süsü değil aracıdır. Anlamadığını fark eden ve bunu söyleyebilen öğrenci, konuyu ezberleyenden daha sağlam ilerler. Sınıftaki sessizlik ise çoğu zaman ilgisizliğin değil, güvensizliğin işaretidir. Zamanlamayı ayarlamak, soruyu adlandırmayı öğretmek ve gelen her soruyu ciddiye almak; bu üçü bir arada uygulandığında sessizlik yerini kalıcı bir merak alışkanlığına bırakır.